Felsefemiz
Okulun, çocuğun sıkıldığı ve hevesini yitirdiği bir yer olmasını istemiyoruz. Tatile giderken duyduğu o isteği, sabah okula gelirken de duymasını istiyoruz.
Yirmi yıldır bu düşünceyle çalışıyoruz. Bu sürede öğrendiğimiz şey sade: çocuk öğrenmekten keyif aldığında öğreniyor.
20 yıl eğitim deneyimi
Öğretme yaklaşımımız çocuğun derste izleyici değil katılımcı olması üzerine kurulu. Neyi yaptığımız kadar neyi yapmadığımız da bu yaklaşımın parçası.
İkisi de tek cümleyle anlatılabilecek kadar sade. Aşağıda ne anlama geldiklerini açıyoruz.
Öğrencilerimizi heyecanlandırmak için ekibimizi memnun etmek.
Bir öğretmen kendini değerli ve desteklenmiş hissetmiyorsa, bunu sınıftaki çocuk da hisseder. Bu yüzden önce ekibimize bakıyoruz.
Öğretmenin gelişebildiği, fikrini rahatça söyleyebildiği ve yalnız bırakılmadığı bir çalışma ortamı kurmaya çalışıyoruz. Sabah işe isteyerek gelen bir öğretmen, çocuğa da aynı isteği geçiriyor.
İlham veren hayatlar. Her seferinde bir öğrenci.
Cümlenin son kısmı bizim için asıl kısım: her seferinde bir öğrenci. Toplu rakamlarla değil, tek tek çocuklarla ilgileniyoruz.
Her çocuğun neye ilgi duyduğu, neyde zorlandığı ve nasıl öğrendiği birbirinden farklı. Öğretmenlerimiz bu farkı görebilsin diye sınıfları küçük tutuyoruz.
Aşırı akademik baskı, çocuğun ruh sağlığını ve genel iyilik halini yıpratır. Bu nedenle ders ile çocuğun kendine ayırdığı zaman arasındaki dengeyi gözetiyoruz.
Zorlanan bir çocuğu kendi başına bırakmıyoruz. Kaygıyla baş etmekte güçlük çeken öğrencilerimizin yanında duruyor, okulu çocuğun kendini güvende hissettiği bir yer olarak kuruyoruz.
Programı yalnızca akademik sonuç üzerine değil, çocuğun öğrenirken ne hissettiği üzerine de kurduk. Sonuçta ikisi birden iyileşiyor: notlar yükseliyor, çocuğun üzerindeki yük hafifliyor.
Bir okulun felsefesi ancak sınıfta görüldüğünde anlam kazanır. Kampüsü gezmek ve öğretmenlerimizle tanışmak için bize gelin.