Felsefemiz

Çocuğun sabah okula isteyerek geldiği bir yer

Okulun, çocuğun sıkıldığı ve hevesini yitirdiği bir yer olmasını istemiyoruz. Tatile giderken duyduğu o isteği, sabah okula gelirken de duymasını istiyoruz.

Yirmi yıldır bu düşünceyle çalışıyoruz. Bu sürede öğrendiğimiz şey sade: çocuk öğrenmekten keyif aldığında öğreniyor.

20 yıl eğitim deneyimi

Nasıl öğretiyoruz

Öğretme yaklaşımımız çocuğun derste izleyici değil katılımcı olması üzerine kurulu. Neyi yaptığımız kadar neyi yapmadığımız da bu yaklaşımın parçası.

Yaptıklarımız

  • Çocuğun derse katılarak öğrendiği bir düzen kuruyoruz
  • Birlikte çalışmayı ve birbirinden öğrenmeyi teşvik ediyoruz
  • Konuları gerçek problemler üzerinden işliyoruz
  • Çocuğa düşünmesi için alan bırakan projeler veriyoruz

Yapmadıklarımız

  • Ezberletmiyoruz
  • Çocuğu ödeve boğmuyoruz
  • Baskıyla sonuç almaya çalışmıyoruz
  • Öğrenmeyi sıkıcı bir yükümlülüğe çevirmiyoruz

Vizyonumuz ve görevimiz

İkisi de tek cümleyle anlatılabilecek kadar sade. Aşağıda ne anlama geldiklerini açıyoruz.

CLLC Türkiye kurucusu Aly Rajab
Aly RajabBaşkan, CLLC
Vizyonumuz
Öğrencilerimizi heyecanlandırmak için ekibimizi memnun etmek.

Bir öğretmen kendini değerli ve desteklenmiş hissetmiyorsa, bunu sınıftaki çocuk da hisseder. Bu yüzden önce ekibimize bakıyoruz.

Öğretmenin gelişebildiği, fikrini rahatça söyleyebildiği ve yalnız bırakılmadığı bir çalışma ortamı kurmaya çalışıyoruz. Sabah işe isteyerek gelen bir öğretmen, çocuğa da aynı isteği geçiriyor.

Görevimiz
İlham veren hayatlar. Her seferinde bir öğrenci.

Cümlenin son kısmı bizim için asıl kısım: her seferinde bir öğrenci. Toplu rakamlarla değil, tek tek çocuklarla ilgileniyoruz.

Her çocuğun neye ilgi duyduğu, neyde zorlandığı ve nasıl öğrendiği birbirinden farklı. Öğretmenlerimiz bu farkı görebilsin diye sınıfları küçük tutuyoruz.

Stres, çocuğun değil yöntemin sorunudur

Okul kaynaklı stresin çocuklarda bu kadar yaygın olması bize bir şey söylüyor: alışılmış yöntemler yetmiyor.

Aşırı akademik baskı, çocuğun ruh sağlığını ve genel iyilik halini yıpratır. Bu nedenle ders ile çocuğun kendine ayırdığı zaman arasındaki dengeyi gözetiyoruz.

Zorlanan bir çocuğu kendi başına bırakmıyoruz. Kaygıyla baş etmekte güçlük çeken öğrencilerimizin yanında duruyor, okulu çocuğun kendini güvende hissettiği bir yer olarak kuruyoruz.

Programı yalnızca akademik sonuç üzerine değil, çocuğun öğrenirken ne hissettiği üzerine de kurduk. Sonuçta ikisi birden iyileşiyor: notlar yükseliyor, çocuğun üzerindeki yük hafifliyor.

Anlattıklarımızı yerinde görün

Bir okulun felsefesi ancak sınıfta görüldüğünde anlam kazanır. Kampüsü gezmek ve öğretmenlerimizle tanışmak için bize gelin.